|
‘Unutulduk be oğlum.’ demişti babam, geçenlerde, düşümde. Bense uyandığımda şöyle düşünmüştüm: ‘Keşke mezun olduğumuz okulun derneği de hatırlamasaydı seni, o yıl.’
Apar topar gitmiştik Ankara’ ya, yanımıza babamızdan emanet aldığımız ufak tefek anı parçacıklarıyla.. Öyle demişti telefonda Zafer Kayaokay isimli, o zamanlar malesef henüz tanıma fırsatı bulamamış olduğum sanatçı arkadaş. ‘Bir şeyler getirebilirseniz sergileriz burada.’ Sonra da, bütün dernek görevlisi arkadaşlarımız kendi uğraşlarına dalarak, kaybediverdiler sorumluluğunu üzerlerine aldıkları şiltleri, plaketleri, ödülleri, mektupları... Çok peşine düştüm ama dokuz yıldır rastlayamadım izine. Keç kez rica ettim Zafer bey(!) ’e; önceleri ilgilenir görnündü ama önemli idari koşuşturmalar nedeniyle olsa gerek, umursayamadı pek. Öyle ya, tören bitti nasıl olsa çoktan. Herkes yoluna. Tiyatronun daha önemli işleri var. Şimdi her nedense zoraki selam vereyorum, o töreni düzenleyen arkadaşlara.
1996 yılnda Ankara’ ya giderken, biraz da ağır olduğundan, Sanat Sevenler Derneği’ nce verilen ödülü götürememiştim yanımda. İyi ki götürmemişim. O da gidecekti yoksa.
Bir anma töreninin bizde bu kadar pişmanlık yaratacağını düşünebilseydik, ne kalkıp Ankara’ ya gider, ne de o hatıraları götürürdük. Biz anıyoruz zaten babamızı her daim. Kimse kusura bakmasın, sağlık olsun da diyemiyorum ama... elimden bir şey gelmiyor işte..
Bu sayfaları özellikle babamın çok sevdiği torunları; yani yeğenlerim ve kuzenlerimin çocukları ve de çok sevgili öğrencileri; yani abla, ağabey, arkadaş ve kardeşlerim için samimiyetle hazırladım. Bu nedenle de, samimiyetsiz kişileri ilgilendireceğini pek sanmıyorum. : (Bu da benim sitemim işte)
|