30’ ların sonu.  İlk konservatuvar öğrencileri ve öğretmenleri

İlk konservatuvar öğrencileri ve öğretmenleri. En arkada, ortada babam.

Babam, Ankara Gazi Terbiye’ den sonra 3 yıl Balıkesir Muallim Mektebinde okumuş ve oradan öğretmenlik diploması almış. Daha sonra öğretmenlik yapmak yerine, Ankara’ da yeni açılmış olan Dil Tarih Coğraya fakültesi, Hindoloji bölümüne girmiş,  daha sonra da Almanca bölümüne geçmiş.                  Sayın Turgut Atker’ in babamla ilgili kitabını tekrar okurken,  konsevatuvara giriş hikayesi gözlerimi doldurdu. Sizlerle paylaşmak istedim.                                                                                                               

Bendeniz; ‘hayırlı’ ve ‘hayırsız’ evlat sınırları arasında yalpalayıp durduğum sıralarda derlendi bu anılar. Ne acıdır ki; şu an bunları sizlere yazma mutluluğu da dahil olmak üzere, daha bir çok şeyi, hatta kendimi bile borçlu olduğum tuhaf raslantıları bir başkasının derleme nezaketini göstermiş olduğu anılardan aktarıyorum.

Ah babacığım, keşe olgunluk yaşlarımı sürmekte olduğum bu günlerde de yanımda olabilseydin. Konuşmayı ertelediğimiz, es geçtiğimiz; paylaşmaktan sakındığımız ne varsa anlatırdık.. dökerdik içimizi baba oğul birbirimize. Ama gene de bir bildiği var kaderin. Belki de seni anlayabilmem, sana hayatın üzerime örttüğü örtülerden sıyrılarak dokunabilmem için tek başıma kalmam gerekiyordu..

 Anılardan:

‘1930 yıllarının başı. Dünyada kriz var, ama babam bana 30 lira gönderiyordu ayda. İyi paraydı o zamanlar. Ama, ev kirası, giyim, yiyip içme de var... Kitap parası da var... Artırılabilir mi diye yazdım babama. Ters tepki yaptı.: “Bize zaten çok geliyor, onu da gönderemeyeceğiz. Sen, en iyisi, okulu bırakıp gene öğretmenliğe dönsen.” diye cevap geldi. “Dönsen” diyordu babam, “dön” değil. Gene benim fikrimi yokluyordu ; ama, çok üzüldüm, yumruk yemiş gibi oldum. Kader galiba... Oda arkadaşıma bir şey söylemedim. Kalktım, Bakanlığa gittim, öğretmenlik istemeye. Karşıma İsmail Hakkı Bey (Baltacıoğlu) çıkmaz mı? Bir baktı, “ Hoş geldin.” dedi. Üzüntümden gene ağlamam tuttu. “Öğretmenliğe dönmek istiyorum. Beni bir yere verin.” Kalktı, teselli etti. “Ben veremem.” dedi. Bu işlere Fuat Bayburt bakıyormuş, o da Gazi Terbiye’ den hocamız; şimdi de Bakanlıkta Şube Müdürüymüş. “O sana bir yer bulsun, artık seni uzak yerlere göndermeyiz, buraya yakın bir yer olsun.” dedi. “Beni nereye gönderirseniz gönderin.” dedim. “Ama yol parası çok tutar. Sen öğleden sonra gel bana...” Ben odadan çıkarken oda arkadaşım Mustafa’ yı gördüm sonra. Meğerse benim bir derdim olduğunu anlamış, takip etmiş beni. “Ne yapıyorsun sen?” dedi. “Ben.” dedim, “öğretmen olacağım.” “Delirdin mi sen?” dedi, “Gel, gidelim bir kahve içelim, tavla oynayalım; bir kendine gel.” Tesadüfe bakın şimdi.

Gittik bir kahvehaneye. Derken bir gazete gördü orada. Konservatuvar Tiyatro Bölümü’ ne öğrenci alınacakmış. İkinci imtihanmış bu. Birinci bölüm girmiş. Birinci bölüm şöyle girmiş: Suavi (Tedü) bana daha evvelden bir mektup yazmıştı ben Eskişehir’ deyken. “Ben idealimi buldum. Benim buraya (konservatuvar) girmem için izin alacak kimsem yok. Ama senin ailen izin vermez bu işe.”

..................

Akşama doğru yürüyorum... Bir otobüs geçiyor, içinde de bu(Suavi). İşaretleştik. Otobüs hemen durdu. O zaman otobüs durağı yok Ankara’ da... Otobüs yolcuları istedikleri yerde bindiriyor, istedikleri yerde indiriyor. Fazla vasıta da yok zaten. İndi Suavi otobüsten, beraber yürüdük. “Seni arıyordum.” dedi. “Konservatuvar imtihanını kazandım; geldim, mektep geç açılacakmış, bayram var. Cumhuriyet Bayramı, bayramdan sonra açılacakmış.

........

Fakülte’ de Bedrettin (Tuncel) Bey Fransızca dersi verirdi. Bir gün cevap verirken bana “Siz aktör müsünüz?” diye sormaz mı? Bundan da umutlandım.  Aileme haber vermeden Konservatuvar imtihanına girmeğe karar verdim. Bu ara Fakülte’ ye gidip gelirken, bir adam kendiliğinden bende saygı uyandırdı. Şapkamı çıkarıp selam verdim bu beye. Berlin palas diye bir otel vardı, yolumun üstünde, orada kalıyordu. Bilmediğim insanlara, yabancılara hayatımda selam vermezdim. Bu bey tebessüm eder gördü mü beni. Ben de karşılık vermeğe başladım. Selamlaşmağa başladık böylece.

Mete Bey’ e gittim. “Ben Konservatuvar’ ın Tiyatro Bölümüne girmek istiyorum, ne dersiniz?” diye sordum. “Harikulade.” dedi ve ekledi, “ben Muhsin’ e söylerim.” “Kim bu Muhsin?” “Hocamız.” Pekala... Girdim imtihana. İmtihanda bir de biraz önce anlattığım beyaz saçlı bey karşıma çıkmaz mı? Aşina tavırla karşıladı beni. Meğerse ismi Carl Ebert’ miş. Evet, imtihana girdik, ama, netice nedir bilmiyoruz. Çekiniyorum evden, Fakülte’ den sonra Konservatuvar’ a girişimi nasıl karşılayacaklar diye. “Öğretmenliğe girseydim keşke” diyorum, tekrar, çocukluğun, gençliğin sebebiyle, kendimi aileme unutturmak niyetiyle.

Şubat tatilinde İzmit’ e gittim; anneme anlattım durumu, “Ama babama söyleme bunu, eğer bir mektup gelirse anla ki kazandım. Şimdiye kadar gelmedi, belki ben Ankara’ ya dönünce, gelir.” dedim ve döndüm Ankara’ ya. Mektup gelmiş ben gittikten sonra, nitekim.

Neticede babama bir mektup yazdım: “Babacığım, insan hayatta birkaç defa mutlu olabilir. Biri evliliktir, biri de meslek seçmektir. Ben, kendim, çöpçülüğü dahi seçsem mutsuz olduğum vakit suçu size bulmam. Ben Konservatuvar’ ın tiyatro bölümüne girdim, siz ne dersiniz?” Cevap: “Mahir, biz bu işten anlamayız. İyi diyorsan, pekala.” Başka bir şey yok. Yalnız imza: “Baban.” Ve böylece ben de evimi razı etmenin sevinciyle, yeni mesleğimde yetişmek üzere, girdim Devlet Konservatuvarı’ na.’

 

Babam şu an yanımda olsa, ilk olarak şu soruyu sorardım;

‘Ah be kuzum, bütün bunları yaşadıktan sonra, beni Konservatuvar’ a girerken nasıl o kadar kasabildin?’ :)

Çok teşekkür ediyorum Turgut Akter’ e bu anıları ve daha bir çoğunu kitap haline getirdiği için.

 

 

Ebert’ lerden bir  yeni yıl  kartı

info@civancanova.net

 

[civan canova]
[
index]
[
Özgeçmiş]
[
Oynadıklarım]
[
Oynanan Oyunlarım]
[
MAHİR CANOVA]
[
Babamın Sakladıkları 1]
[
Babamın Sakladıkları 2]
[
Babamın Sakladıkları 3]
[Babamın Sakladıkları 4]
[
Kamp Ateşi]
[
anlar]
[
Babamın Ceketi]
[
Görüşler]
[
Annem]
[
kardeslerim]
[
Albüm]
[
Benim Sakladıklarım]
[
Karaladıklarım]
[
Tuna'nin Korsanlari (Yeni)]
[
Yitirdiklerim]
[
Son sayfa]