|
1958 2007
1958 tarihli fotoğrafta, arka plandaki duvarda iki biblo var. İkisi de, şu an çalışma odamın rafını süslüyorlar.
Birincisi bir çinli kız biblosu. O yıllarda gözüme kocaman bir kadın gibi görünürdü, şimdi bakıyorum minicik bir çocukmuş meğer :) Babam söylemişti bir zamanlar, biri hediye etmiş ama kim olduğu silinmiş hafızamdan.
İkincisi ise bir tiyatro dekoru. Tahtadan yapılmış. Pencerelerden görünen manzarası, şöminesi ve ahşap mobilyalarıyla bir dağ evinin içi canlandırılmış. Babamla annem bir yurt dışı gezisi sırasında almışlar onu. Henüz ilkokula başlamadığım yıllarda, türlü çeşit hayallere dalardım o duvar süsüne baktıkça. Orada yaşayanlar canlanırdı gözümde. Girip çıkarlardı, şömineyi yakarlardı, konuşurlardı aralarında... Sonra büyüdüm. O siyah beyaz fotoğrafın çekildiği evden, çok farklı evlere taşınıldı. Hayat torbasından çekilen kurada bana anneannemin evi düştü. Uzun yıllar babamın evinin duvarını süsledi bu dağ evi dekoru. Sonra ben aldım saklamak için. Saklayacağım da ne olacak ama sakladım işte. Galiba anılarımız siniyor eşyalara zaman içersinde. Ya da ben öyle hissetmiştim babamın öldüğü gece, onun evinde oturmuş, boş gözlerle sessiz duvarlara bakarken. Ve saklamak istemiştim bu iki bibloyu.
Az önce gene gözüme takıldı. Artık ne girip çıkan var o dağ evine, ne şömineye odun atan... Çinli kız çocuğununsa burnu zedelenmiş. Biraz da tozlanmışlar galiba.
Sonra o dağ evinin içine kendi sevdiklerimi yerleştirmek geldi içimden. Manzaradan başladım işe. Pencerelere kendi evimin görüntüsünü yapıştırdım. Duvara anneannemin ve Rubby’ nin resmini, Şarlo biçimindeki kendi duvar saatimi koydum. Sonra bilgisayarımı, kül tablamı.. ve de Köfte’ yi tabi :)
Haaa, dediğim gibi bu arada hala o koltukta oturuyorum.
Aman sakın anılarına gömülmüş bir münzevi sanmayın beni.. :) Gerçi biraz öyleyim de, bu bir kaç eskimiş eşya, hayatta değer verdiğim milyonlarca şeyden sadece birkaçı.
|