Bozkırda yeşil bir yuva bilgi yuvası
Orda gönüllere dolar dostluk havası
Kız, erkek bütün çocuklar vermiş elele
Yarın hepsi de yurt için birer meşale

Türkiye'de okulumuzun yoktur bir eşi
Nur saçar zihinlere ANKARA KOLEJİ

Kolej bize doğru yolu gösteren yıldız
Orada geçen günleri hasretle anarız
Zamanla herşey değişir belki gün gelir
Fakat yine gönlümüzde ismin yükselir

Türkiye'de okulumuzun yoktur bir eşi
Nur saçar zihinlere ANKARA KOLEJİ


 

Biz ailece TED Ankara Koleji mezunuyuz. Annem, teyzem, ablam ve ben; ilk okul hariç, hemen hemen aynı öğretmenlerin eğitiminden geçtik. Zavallılar önce annemi ve teyzemi  daha sonra da ablamı okutmuşlar. Zalim kader olgunluk çağlarında ise karşılarına beni çıkarmış ;)  Ceylan okulumuzun en sakin ve terbiyeli öğrencilerinden biriydi. Ben de terbiyesiz sayılmazdım ama ömür törpüsüydüm. Öğretmenlerimiz diğer aile fertlerimin yüzü suyu hörmetine benim haylazlıklarımı mümkün olduğunca hoşgörü ile karşılamışlardır. Hepsinin ellerinden öpüyorum. Yitirdiklerimizi ise rahmetle anıyorum.

Ablam Ceylan’ la aramızda dört sınıf vardı. Ben ilkokul sıralarındayken o orta bölüme geçmiş ve doğal olarak bana hava atmaya başlamıştı. Aynı durum ben orta okula geçince de sürdü. Bu sefer Ceyko Ziya Gökalp caddesinin karşı tarafındaki lise binasına taşınmıştı. Liseye geçtiğim yıl ise (1970), Basın Yayın öğrencisi olmuştu. Ben sabahları 7.30 da kalkıp uykulu gözlerle odasının önünden geçerken yorganın köşesinden başını çıkartır, şakacıktan nanik yapardı nisbet vermek için. (Üniversiteye geçti ya, geç kalkıyor :)

 

Ben bir sene kayıpla 1973 yılında mezun oldum. İlkokul arkadaşlarım ise benden bir yıl önce kep giymişlerdi. Gerek ilk sınıfımı gerekse diğerlerini hiç unutmadım. Onlar da beni unutmadılar sağ olsunlar. Hala haberleşiriz arada.

http://groups.yahoo.com/group/Kolej72


TED mezunlar tiyatrosu bu yıl mayıs ayında benim ‘Kıyamet Sularında’ isimli oyunumu oynayacaklar. Kardeşlerimin bu seçimi yapmaları  müthiş  gururlandırdı beni. Umarım bir aksilik çıkmaz, ilk oyunlarında yanlarında olurum. Kendilerine başarılar diliyorum.

Bu arada çoğunu kaybettiğim ilkokul resimlerimi çok özlüyorum. Kolej72 grubundaki arkadaşlar ve diğerleri; elinizde bilgisayarınıza aktardığınız resimler varsa ve bana da yollarsanız sevinirim.

1970 -71 Lise1/A

1970 -71 Lise1/A

1970 -71 Lise1/A

1972 -73 Lise3 /A

1972 -73 Lise3 /A

1972 -73 Lise3 /A

1972 -73 Lise3 /A

1972 -73 Lise3 /A

1972 -73 Lise3 /A

1972.  Haluk Yolageldili, Civan Canova

Haluk kravat düğümlerine bak! Yeti’ nin yumruğu kadar :)

Bu da ablama ve çok sevdiği can arkadaşları  Kolejliler’ e bir armağan.

1966

Annemlerin koleji... 40’lar.  (Annem ön sırada oturanlardan, bize göre  soldan ikinci. Ve bence hem fotoğrafın hem de dünyanın en güzeli ;))))

Bu resmin sağ ve sol köşesinde yer alan Yaşar Akansel ve Ali Fuat Çakmak: İkinize de yüce tanrıdan rahmet diliyoruz. Nur içinde yatın. Hiç unutulmayacaksınız. Sizleri bana hatırlatan evladımız Gizem Çakmak ve sınıf arkadaşım Nursen Başaran’a teşekkür ederim.

 Şehit Yaşar Akansel          

 Ali Fuat Çakmak           (1955 - 1990)

İlkokul arkadaşlarıma; (5C’ ye )

Biz ilkokula başladığımızda daha uzundu mesafeler. Örneğin Ziya Gökalp’ i aşıp lise kısmıma geçmek hayal gibiydi. Alt geçit yapılmamıştı henüz.

Okulun girişinde yuvarlak bir yapı vardı. Kooperatif adına satış yapardı Güney abla. (İsmini yanlış hatırlamıyorsam.) Naylon torbası 25 kuruştan balıklı bisküvi alırdık ondan. Biz 3.sınıfa geçtiğimizde ise kapandı.
Orta kısım yeşil demir bir kapıyla ayrılmıştı ilkokul bahçesinden. Tenefüslerde orta bölümdeki ağabeyler maç yaparlardı küçücük toplarıyla. Yeşil kapı da kale olurdu. Orta kısma geçtiğimizde o maç yapılan yerde yürüyüp hava atardık ilkokuldakilere :)
Okul çıkışında ihtiyar bir dede dururdu tezgahıyla. Sakız, leblebi, kalemtraş, kokulu silgi, bayrak ve küçük çakılar satardı. Bir de kör amca vardı kalem satan, orta kısmın çıkışında, her zamanki köşesinde bağdaş kurardı. Orta bölümün karşısına Vagon adlı bir yer açıldı 67’ de. Biraz palazlandığımızda uğrayıp sigara içerdik. Bol bol basılırdı İsmail bey, Yılmaz Narbay ve Seydi bey tarafından, Vagon. Yakalananların sıgara paketlerine el konulur ve sıra dayağına tabi tutulurlardı :) Fatih (Aruoba) paket taşırdı. Çamlıca ya da Hisar alırdı genelde. Biz ondan otlanırdık. Vagonun yanında ise arabalı bir amca vardı; leblebi unu, alıç gibi temel gıda maddeleri satan. Sapan ve sapan lastiği ihtiyacımızı da ondan giderirdik.
Biz ilkokula Aloş’ la (Alaeddin Gövsa) beraber yürürdük, Sıhhiye pazarının karşısındaki evlerimizden.   Evlerimiz karşılıklıydı. Arada çocuk parkı ve dere vardı. Akşamları ise elektriği açıp kapatarak işaretleşir, el sallaşırdık. Ablalarımız Ceylan ve Zeynep bizimle muhattap olmamak için önden yürürlerdi okula. İskender (Savaşır) ve kardeşi Cengiz ise Sağlık sokağın başında, bakkalın üstünde otururlardı. Aloş’la apartmanlarının önüne geldiğimizde onlar da katılırdı bize.
Bir de yerli malı haftası olurdu bir 1/C’ deyken. Okula yiyecek falan götürürdük. Bir de kardeş okulumuz vardı Köstence’de. Onlara kitap, giyecek falan yolardık. Süt fişlerimiz vardı sonra. Sonra küçük cam şişelerde, iğrenç kokan sütler..  1960 ihtilalinde Ersan Taksi durağının sahibinin oğlu vurulmuştu. Henüz beşinci sınıftaydı ve okuduğu sınıfa sonradan adı verilmişti. ‘Ersan Dersanesi.’ Namıka hanım diye bir muavinimiz vardı sonra. Sarı saçlı, uzun boylu, geçkince. Murat Melek’ le su savaşı yaptığımızda azarlardı bizi. Tuvalette muslukları açar, birbirimize su fışkırtırdık Murat’ la. Sırılsıklam olurduk savaştan sonra. Her su savaşı sonrası dayak yerdik Ulviş’den. Her fırsatta dayak yerdik zaten. Ama hiç gammazlamazdık arkadaşlarımızı.
Bir de melek gibi bir baş muavinimiz vardı, Saadet hanım. Ve tabi Fikriye hanım. Sınıf öğretmenimizi korkudan, diğerler öğretmenleri ise gönülden severdik. Televizyonlarımız yoktu evlerimizde. Biz Ceylan’ la pazartesi akşamları babamızın yönettiği ‘mikrofonda tiyatro’ yu dinlerdik. Diğer  gecelerse ‘dilek pınarı’ adlı müzik programını. Benim en sevdiğim şarkı ‘The Young Ones’ dı, ilkokul 3. sınıftayken. Clif Richard söylüyordu. Filmi de gelmişti Ulus sinemasına. Ya da Büyük sinemaya. Büyük sinemayı arkadaşımız Ayşe Güven’ in babası işletirdi. Biz haylazların az kahrını çekmemiştir Ayşe ve Aslı. Yaramazdık genelde. Ben, Yunus, Cihan , Aloş, Haluk , Fatih  baş belalarıydık. Tuğrul,Ahmet , Hüseyin, Mehmet, Ali , Cüneyt, Levent de bizden aşağı kalmazdı. Bunlar şu an aklıma gelenler.  Bazan düşünürüm; ‘acaba öğretmenimizi biz mi delirttik yoksa o mu biz delirtti?’ diye, cevap bulamam:) Ama sanırım yukarıda isimlerini saydıklarım, hepimiz yani, iyi yürekliydik. Ne olursa olsun kolej terbiyesi ile büyüdük. Çok severdik arkadaşlarımızı. Öğretmen birimizin canını acıttığında içimiz parçalanırdı.. ve bu nedenle de kopamadık hala.
İlk arkadaşlarım deyince şu an benim ilk aklıma gelenler bunlar. Öpüyorum hepinizi..civan
 

‘Kıyamet Sularında’, Kolej Mezunlar Derneğince sahnelendi

Mayıs 2006

Sevgili Civan Canova,
 Cumartesi gunu son oyunumuzu oynayip bu sene icin perdemizi kapattik..oncelikle cok olumlu elestiriler aldigimiz belirtmek istiyorum..ozellikle insnalarin "ya bu kadarini beklemiyorduk sizden" demeleri beni ozellikle memnun etti..beklentilerin cok uzerine ciktigimizi ve bize inanmayanlari mahcup ettigimizi rahatlikla soyleyebilirim..ilk senesinde olan bir topluluk icin boyle olumlu elestiriler almak gercekten cok hos ve gurur verici..umarim gelecek senelerde daha da iyi oyunlar yapabiliriz..tabii ki bu basarimizda sectigimiz oyunun da katkisini goz ardi etmemek gerekir..gercekten cok saglam ve etkileyici bir metinle calistik..yapmak istedigimiz herseye izin veren bir metindi "kiyamet sularinda"..ayrica ekibe de cuk oturuyordu..ne diyeyim ellerinize saglik..ayrica her turlu degisiklige izin verisinizde ayri bir incelikti..acikcasi bizi cok rahatlatti ve cesaretlendirdi..

Mezunlar Tiyatrosu adına

Zekican Şamlı 

16.Mayıs.2006

 

 

Sevgili Zekican ve bütün kardeşlerim,
Başarınız beni hem çok mutlu etti hem de bir çok açıdan inanılmaz gururlandırdı. Önce kolejli oluşumuz elbet. Mezun olduğum okulun farklı dönemdeki öğrencilerinin başarısında birazcık payımın olması. İnanır mısınız,  lise yıllarında en büyük hayalim tiyatroya bulaşmak, oyunlar yazabilmek ve yazdığım oyunların günün birinde biryerlerde oynanmasıydı. Farklı zaman dilimlerinde  koşuşturduğumuz lise bahçemizde, sahnemizin bulunduğu girişe gözüm takıldığında, ya da Ziya Gökalp' in iki yakasında elimde kitaplarım, amaçsızca yürürken hep bunu hayal ederdim. Ama açıkçası günün birinde TED mezunlarının benim bir oyunumu sahnelemesini hayal edecek kadar ileri gitmemiştim. Sizler bana hayal sınırlarımın ötesinde bir  gurur ve de onur yaşattınız. Keşke orada yanınızda olabilseydim. Kısmetse seneye artık.
Oyunu çok merak ediyorum. Bu üçüncü yorumlanışı. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz sezon Eskişehir Belediye Tiyatrosu tarafından da sahnelendi ve sanıyorum önümüzdeki sezon da oynayacaklar. Hani insanlar ürettikleriyle ilgili  'onlar benim çocuklarım' diye bir geyik yaparlar ya, galiba oyun yazan biri olarak için için  ben de başladım aynı geyiklere :) Daha önce de söylediğim gibi her oyun ayrı bir macera. Eskişehir' deki kardeşlerimi ne kadar sevdiğimi anlatmama gerek yok sanırım. Onların affına sığınarak sizlere kan bağına benzer bir yakınlık duyduğumu ve bütün meslekdaşlarımdan ayrı tuttuğumu da belirtmek zorundayım. Evet, başarınız onurlandırdı beni. Ama eğer başarısız olsaydınız,  gene bu onuru yaşatmış olacaktınız bana. Hepinize çok teşekkür ederim. Çekim kopyasını yollarsanız biraz olsun merakımı giderebilirim. Varan ya da Aras kargo taksim şubesine ismime yollayabilirseniz ve bana da bildirirseniz oradan alırım. Şimdiden sonsuz teşekkürler.
Ayrıca bu iki maili sitemin kolejliler sayfasına da koymak isterim. Şahsıma yazıldığından bu paylaşım için Zekican kardeşimden izin istiyorum.  En kısa zamanda buluşmak üzere.
En içten sevgilerimle. civancanova 16..Mayıs.2006
 

www.kolej.org/dergi/sayi85/kultur.shtml

info@civancanova.net

 

[civan canova]
[
index]
[
Özgeçmiş]
[
Oynadıklarım]
[
Oynanan Oyunlarım]
[
MAHİR CANOVA]
[
Annem]
[
kardeslerim]
[
Albüm]
[TED Ankara]
[
old friends]
[
Benim Sakladıklarım]
[
Karaladıklarım]
[
Tuna'nin Korsanlari (Yeni)]
[
Yitirdiklerim]
[
Son sayfa]