|
Evet, bu oyundaki rol kişileri tiyatro oyuncularıdır. Ama bu oyun, tiyatrocuların oyunu değildir. Başka bir meslek erbabı da olabilirdi bu kişiler. Mesela kunduracı.. ya da öğretmen.. ya da cambaz... O zaman kendilerine has bir uğraşın içine dalmaları gerekecekti. Benim amacımsa sadece karşı konulmaz, kutsal bir çabayı ve bu çabanın bir masalını anlatmaktı. İnsan denen aciz ama bir o kadar da onurlu, isyankar ve de ben merkezci yaratığın, gecikmiş bir son nefes sürecinde, varlığını sürdürme, sesini duyurma çabasını anlatmak istedim, “bir varmış, bir yokmuş” edası ile..
Hayatın belleğime kazıdıkları genellikle tiyatro dünyası ile ilgili olduğu içindir ki, mecburiyetten, ama müthiş bir haz duyarak, bildiğim kodları kullandım masalımda. Kahramanlarımı bildiğim bir dünyanın içine yerleştirdim.
Son nokta olarak, kendi hayali yaşam üstatlarım için şunu söyleyebilerim; Ne itibarlı bir savaştır, yok olmamak uğruna verilen savaş. Son hücerler çözülünceye, beyninlerdeki son parçacıklar ışıklarını söndürünceye kadar; “BEN.. hala buralardayım! BENNN.. hala bu hayatın içindeyim!” diyebilmek..
Ve de küçük çıkar hesapları, ego patlamaları, zaaflar, kavgalar,kıskançlıklar, küskünlükler, küçümsemeler, alınganlıklar, öfkeler,tutkular, ihtiraslar, çekememezlikler, şunlar bunlar.. hepsi görmezden gelinme korkusunun birer yansıması mıdır acaba?
|